Dijital Dönüşümün Türkiye’deki Otelcilik Anlayışına Etkileri

Bir zamanlar kapımızda olan dijital devrim, bugün hepimizin alışkanlıklarını değiştirmeye başladı. Şu an dijital dönüşümle birlikte son kullanıcıların satınalma alışkanlıkları ve bununla birlikte kurum ya da şirketlerin yönetim anlayışları hızlıca değişime uğramaya başladı. Bu dönüşüm süreci o kadar hızlı ki buna ayak uyduramayan firmaların tepetaklak gitmesi yalnızca bir an meselesi.

Bugün devasa şirketler,  bu değişime ayak uydurabilmek için “C” titriyle başlayan üst düzey yönetici  profiline artık CDO (Chief Digital Officer)’yu da ekliyorlar. Tesla’nın  başkanı Elon Musk, uzay seyahatiyle New York-Londra arasında uçakla sekiz saat yapılan yolculuğu 29 dakikaya indirecek bir proje üretiyor. Mark Zuckenberg’in finanse ettiği  yapay zeka projesinde “chatbot”lar insanların anlayamayacağı bir dil yaratınca fişleri çekildi.

Tüm bu örneklerin ışığında artık dünya çok farklı bir yere gidiyor.

Peki ülkece biz bunun neresindeyiz?

Kurumlar bazında çeşitli hamleler yapılsa da özellikle içinde bulunduğum sektör olan Turizmde konunun yeterince dikkate alınmadığını düşünüyorum. Otelciler olarak bizler de birbirimizin ayağına basmaktan bu konunun önemine yeterince haiz olamıyoruz maalesef.

Online mecralardan gelen rezervasyon sayısında gitgide bir artışın olduğu ve özellikle de bu rezervasyonlarda mobil uygulamaların yoğunlukla kullanıldığını görebiliyoruz. İster şehir isterse de tatil otelciliğinde an itibariyle durum bu şekilde. Kimi oteller bu duruma çok çabuk adapte olabilmişken kimileri de hala bekleyişte.

Bazı lokal otellerin bu sürece adapte olabilmek adına uluslararası zincirlerle franchise sözleşmesi yapıp daha güçlü olmaya çalıştıklarını görebiliyoruz. Fakat önemli olan sonradan bir zincirin halkası olmak veya yeni açılan bir otelin franchise alması değil zincirin koyduğu kuralların ne kadar doğru olarak uygulandığı.  Buna örnek olarak IHG’nin kendi franchise otellerine verdiği talimatla 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle otellerin FIT acentalarına belli bir periyot için sabit fiyat verme dönemi tamamıyla kalkıyor. Bu kurala uymayan oteller için ciddi yaptırımlar da söz konusu. Yani önemli olan bir zincire dahil olmak değil onun sistemini ne kadar uygulayabildiğiniz ve uyabildiğiniz.

Yine bir örnek vermek gerekirse kurumsal pazar haricinde münferit rezervasyonlar için sabit fiyatlama dönemi çoktan geçti. Bugün dinamik fiyatlamayla gelir yönetimi yapmak oteller için elzem bir durum. Bu süreçte gelir ve kapasite yönetimi yapamayan otellerin ayakta kalabilmesiyse adet eşyanın tabiatına aykırı. B2C ve B2B kanallardan gelen rezervasyon sayıları hızla artarken, hala bir kanal yöneticisi kullanmayan ve sabit fiyatlama mantığıyla satış yönetimi yapan lokal otellerin bu zamanda hala ayakta kalabilmesi gerçekten şaşırtıcı.

En başta da belirttiğim gibi başta otel sahipleri ve genel müdürleri olmak üzere işin gelir kısmında payı olan her otel çalışanının mutlaka bu yeni sürece kendini adapte etmesi gerekli. Geçmişte olduğu gibi son sözü patron söyler dönemi artık tarihin tozlu sayfalarında yerini almakta. Yalnızca kendini dijital dönüşüme adapte etmiş vizyoner yöneticilerin yer aldığı otellerin bu yeni dönemde ayakta kalabileceğini hep birlikte göreceğimizi düşünmekteyim.

Turhan Yıldırım
22 Temmuz 1983 Yılında İstanbul’da doğmuş olup eğitim hayatını Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde MBA yaparak tamamlamıştır. Turizm sektörüne Rescate Oteller Grubu’nda Ankara, Van ve İstanbul’da bulunan üç otelin merkez satışından sorumlu olarak başlamış olup daha sonra sırasıyla Divan Asia’da Kurumsal Satış Yetkilisi, Bof Ceo Suites Ataşehir ve Bof Uludağ otellerinde Acenteler ve E-Ticaret Satış Şefi olarak çalışmıştır. Şu an içinde Crowne Plaza Oryapark’ta Acenteler Satış Şefi olarak görev yapmaktadır.